When I arrived at 10 Downing Street this morning to hear Prime Minister Sir Keir Starmer announce the UK’s social media ban for under-16s, I had to hand in my phone for security reasons. The temporary anxiety it gave me was perhaps a small insight into how many of the nation’s 13 to 15-year-olds were feeling, as they too waited to hear the outcome of months of discussions and speculation about their online lives. Sir Keir Starmer’s news was bold and blunt: yes, there will be a ban, yes, it will follow Australia’s model, and yes, there will be additional curbs that will impact older children aged 16 and 17 as well. A night-time curfew is expected to be part of this.
The UK’s plan had been dubbed “Australia Plus,” and now we know why. But here’s the kicker: Australia’s ban has faced well-documented problems. Yani, çoğu çocuk, Aralık ayında yasak uygulanmadan önce sosyal medya hesaplarına sahipti ve hala o hesapları kullanıyor. The response from the UK government is the same answer I hear every time there’s an online safety intervention. There is talk that the ban will not be a “silver bullet” but will still make some difference. Sir Keir made several comparisons to laws about drinking alcohol: we know some teens under the age of 18 still drink, but we also know there are plenty of times when the law prevents it.
Ama işin aslı, 16 yaşındaki gençler yasal olarak evlenebiliyor, cinsel ilişkiye girebiliyor, silahlı kuvvetlere katılabiliyor ve bazı yerlerde oy kullanabiliyorlar. Peki, Instagram’da gece vakti takılmaları da bu kadar zor mu? Given how many horror stories I have heard during my career about children coming to harm on gaming platforms and forums, it was surprising to learn that they will be exempt. Ancak, canlı yayın yapma özelliğini devre dışı bırakmaları gerekecek, çünkü bu da yasak kapsamına alınıyor.
Bakalım bu iş nasıl çalışacak? I did ask the PM, but he didn’t directly tell me. Australia’s failing is believed to be in weak age verification methods adopted by the tech companies. I’ve heard from several fuming industry contacts today that they were under the impression that it would be up to Apple and Google to gatekeep devices, since most people own either an Apple or Android phone. This would mean when anyone under 16 sets up a device, they can’t download banned apps from the app stores. However, those I spoke to are blindsided that this no longer appears to be the case, and it will be down to individual platforms.
Ve bu platformların daha iyi bir alternatif bulması için süre oldukça kısa: gelecek baharda uygulanması planlanan yasak için bir yıl bile yok. Other experts argue that toxic online behavior is a societal rather than a technology problem, and blocking the tech altogether isn’t a solution. “Right diagnosis, wrong cure,” was the headline of one email that popped up in my inbox earlier today.
Facebook UK’de 21 yıl önce başladı ve diğer sosyal medya ağları da onu takip etti. Bu, gençlerin büyüdüğü bir dünya – her türlü zorluklarla birlikte. Bir gazeteci, okulda YouTube’un kendileri için vazgeçilmez bir kaynak olduğunu itiraf edince kendimi bir anda çok yaşlı hissettim. Bir süre önce genç birinden aldığım bir mesaj hâlâ aklımda: sosyal medya olmasa, hayatlarının bir anlamı kalmayacağını ve online topluluğun onlara yaşama sebebi verdiğini söylediler. Ancak, bu durumun tam tersine birçok trajik örnekte var.
Kampanyacılar ve hükümet yetkilileri, teknoloji şirketlerinin çocukları korumak için yıllardır daha fazlasını yapma fırsatının olduğunu, fakat bunları yapmadıklarını söylüyor. Şirketler, pek çok ebeveyn kontrolü getirdiklerini ve zararlı olduğunu bildikleri özelliklere erişimi engellediklerini savunuyor. Ama Sir Nick Clegg, eski Meta yöneticisi, o kadar çok ebeveyn kontrolü olduğunu söyledi ki, ebeveynler bunları kullanmaktan bunalmış durumda. Yani, pek çok ebeveyn bununla ne kadar ilgili olduğunu biliyor.
Kaynaklarım, teknoloji şirketlerinin yasakla savaşmayacaklarını, yeterince adil olduklarını düşündükleri sürece söylüyor, ama ben bunun her birinin bugün böyle hissettiğinden pek emin değilim. Ayrıca, büyük ana akım uygulamaların yasaklanmasının çocukları daha karanlık, daha az düzenlenmiş internet köşelerine iteceği ve burada koruma olmadan kalacakları endişesi de var. Tüm bu durumun, hızla uygulamaya konulduğu için yargı incelemesine takılma ihtimali de var; bu da muhtemelen geciktirecek.
İşin siyasi boyutuna geldiğimizde, bu yasağın “başbakanın mirası” havası taşıdığı kesin. Bir de Donald Trump meselesi var; Sir Keir, bu konuda henüz onunla konuşmadı ama bugün G7 zirvesinde onu görecek. Trump, ABD merkezli teknoloji şirketlerini korumaya çalışıyor ve daha önce diğer ülkelerin bunları düzenleme girişimlerine karşı çıktı. ABD hükümeti de kamu danışmanlığına yanıt olarak, yasaklamanın çözüm olmadığını savundu.
Buna ek olarak, Starmer’ın kontrol altına almak istediği bu ABD şirketleri, aynı zamanda İngiltere’deki operasyonlarına ve altyapısına milyonlarca dolar yatırım yapıyor. Teknoloji ve yapay zeka, hükümetin ekonomik büyüme planlarının kilit öncelikleri arasında. Bir eski hükümet danışmanının da dediği gibi, “B planı yok.” Başbakan, onları sıkı bir şekilde kontrol etmek ve İngiltere’yi iyi bir yer olarak satmak arasında çok ince bir ipte yürümek zorunda. Bakalım, önümüzdeki aylarda bu şirketlerden herhangi biri, burada kalmak istemeyecek mi?
Kaynak: Orijinal Haber
